14 Eylül 2026

Naomi Klein ve Astra Taylor’dan “kıyamet faşizmi” uyarısı: “Dünyanın sonu artık masada”

0
haber-gorseli-1789338641438

T24 Dış Haberler

Yazar Naomi Klein ve Astra Taylor, aşırı sağ siyasetin yeni biçiminin iklim krizi, nükleer tehdit ve yapay zekâ gibi küresel risklerin önlenmesi yerine “felaket sonrasında kimin hayatta kalacağı” fikrine odaklandığını savundu. İki yazar, teknoloji milyarderleri, etnomilliyetçiler ve dini fundamentalistler arasında oluştuğunu öne sürdükleri ittifakı “kıyamet faşizmi” olarak tanımlarken, özellikle Elon Musk ve Silikon Vadisi’nin geleceğe ilişkin yaklaşımını eleştirdi.

Kanadalı yazar ve aktivist Naomi Klein ile yazar, belgeselci ve Debt Collective’in kurucularından Astra Taylor, yeni kitapları End Times Fascism and the Fight for the Living World” kapsamında günümüzün aşırı sağ hareketlerini, teknoloji milyarderlerinin siyasette artan etkisini ve iklim krizi karşısındaki yaklaşımlarını değerlendirdi.

The New York Times yazarı David Marchese’ye konuşan Klein ve Taylor, “kıyamet faşizmi” olarak tanımladıkları yeni siyasi eğilimin, geçen yüzyıldaki faşist hareketlerden farklı olarak gezegen ölçeğindeki varoluşsal tehditlerle birlikte şekillendiğini savundu.

“Mesele artık felaketi engellemek değil, kimin hayatta kalacağı”

Klein, 20. yüzyılın faşist liderlerinin atom bombası, iklim değişikliği veya günümüzdeki teknolojik kapasite gibi tehditlerle karşı karşıya olmadığını hatırlatarak, bugün dünyanın çok daha tehlikeli hale geldiğini söyledi.

Klein’a göre çağdaş aşırı sağın bazı unsurları küresel çöküşü önlenmesi gereken bir ihtimal olarak görmek yerine, çöküşün kaçınılmaz olduğu varsayımıyla hareket ediyor. Bu yaklaşımda temel siyasi sorunun, “felaket yaşanacak mı?” sorusundan çok “felaket sonrasında kim hayatta kalacak?” sorusuna dönüştüğünü savundu.

Yazarlar kitaplarında bu yapının üç temel unsurdan meydana geldiğini ileri sürüyor: Dini kıyamet düşüncesine sahip hareketler, teknolojik bir “tekillik” veya dijital süperzeka geleceğine hazırlanan teknoloji çevreleri ve göç ile kültürel değişimi varoluşsal tehdit olarak gören etnomilliyetçiler.

Taylor, bu grupların kendi içlerinde farklı ve zaman zaman çelişkili görüşlere sahip olduğunu ancak dünyanın daha güvensiz hale geldiği düşüncesi karşısında benzer bir şekilde içe kapanma, sınırlar oluşturma ve yalnızca kendi gruplarını koruma eğilimi gösterdiklerini savundu.

Musk’ın uzay vizyonunu eleştirdi

Klein, bu düşünce biçiminin en görünür örneklerinden biri olarak Elon Musk’ın uzay kolonileri ve insanlığın çok gezegenli bir türe dönüşmesine ilişkin projelerini gösterdi.

Uzay araştırmalarının kendisinin faşist bir proje olmadığının altını çizen Klein, Musk’ın söyleminde Dünya’nın kurtarılmasından çok Dünya’dan kaçış fikrinin öne çıktığını ileri sürdü. Klein ayrıca milyarderlerin sığınaklara yatırım yapması ve Dünya dışında yaşam arayışının giderek güçlenmesini, ekonomik ve siyasi elitlerin gelecekte yaşanabilecek büyük krizlere herkes için ortak çözümler üretmek yerine kendilerini korumaya yöneldiğinin bir göstergesi olarak yorumladı.

Klein ve Taylor’ın kitabında da iklim krizi, ekonomik eşitsizlik ve teknolojik dönüşüm karşısında ortaya çıkan “özel sığınaklar, korunaklı bölgeler ve seçilmiş bir grubun hayatta kalacağı gelecek” fikri eleştiriliyor.

Trump yönetimini ittifakın siyasi örneği olarak gösterdi

Klein, dini milliyetçiler, teknoloji milyarderleri ve aşırı sağ hareketler arasındaki ittifakın ABD’de Donald Trump yönetiminde somutlaştığını savundu.

Trump’ın ikinci kez iktidara gelişinde Silikon Vadisi’nden gelen desteğe dikkat çeken Klein, özellikle Elon Musk’ın yanı sıra Marc Andreessen ve Peter Thiel çevresindeki teknoloji sermayesinin Amerikan siyasetindeki etkisinin arttığını söyledi.

Klein, Trump’ın Mike Huckabee’yi İsrail Büyükelçisi olarak atamasını da ABD’deki Hristiyan Siyonist seçmen tabanıyla kurulan siyasi ilişkinin örneklerinden biri olarak değerlendirdi.

Klein ayrıca teknoloji sektörünün Trump’a yaklaşımının önceki başkanlık dönemine kıyasla önemli ölçüde değiştiğini belirtti. İlk Trump döneminde Mark Zuckerberg ve Jeff Bezos gibi isimlerin iklim konusunda yönetimle daha fazla mesafe koyduğunu hatırlatan Klein, ikinci dönemde teknoloji elitlerinin önemli bölümünün Trump yönetimiyle daha yakın ilişki kurduğunu savundu.

Yapay zekânın enerji ihtiyacına dikkat çekti

Yazarlara göre teknoloji sektörü ile Trump arasındaki yakınlaşmanın önemli nedenlerinden biri yapay zekâ yarışı.

Klein, yapay zeka modelleri ve veri merkezlerinin büyük miktarda enerjiye ihtiyaç duyduğuna işaret ederek, fosil yakıt üretimini destekleyen bir yönetimin teknoloji şirketleri açısından ekonomik avantaj sağladığını savundu.

Peter Thiel örneğini verdi

Taylor, Silikon Vadisi’ndeki aşırı sağ düşüncelerin yalnızca Trump’ın ikinci başkanlık döneminde ortaya çıkmadığını belirtti.

Bu bağlamda yatırımcı Peter Thiel ve David Sacks gibi isimlere işaret eden Taylor, Thiel’in 2009’da kaleme aldığı yazıda demokrasi ile özgürlüğün uyumuna ilişkin kuşkularını dile getirdiğini hatırlattı.

Yazarlar ayrıca 2024 seçimlerinden önce Thiel’in yatırım şirketinin düzenlediği Hereticon konferansını, teknoloji dünyasında uzun süredir var olan radikal siyasi ve felsefi eğilimlerin örneklerinden biri olarak gösteriyor.

Taylor, teknoloji liderlerinin kullandığı provokatif ifadelerin yalnızca “internet trollemesi” olarak görülmemesi gerektiğini savunurken, Klein da geçmişte marjinal kabul edilen bazı siyasi hareket ve söylemlerin kısa süre içinde hükümet politikalarının parçası haline gelebildiğini söyledi.

“Gelecek yalnızca küçük bir elit için tasarlanıyor”

Klein, Musk’ın bir taraftan nüfus azalmasına karşı daha fazla çocuk sahibi olunması gerektiğini savunurken diğer taraftan sosyal yardım programlarının azaltılmasını desteklemesini de eleştirdi.

Klein’a göre Musk’ın gelecek vizyonunda roketler, beyin implantları, teknolojik geliştirmeler ve uzay yolculuğu bulunuyor ancak bunların bütün insanlık için eşit biçimde erişilebilir olacağına dair bir yaklaşım görülmüyor.

Taylor ise insanların büyük ve heyecan verici bir gelecek anlatısına ihtiyaç duyduğunu kabul ettiklerini ancak bu geleceğin başka gezegenlerde seçilmiş bir azınlık için değil, Dünya üzerinde sürdürülebilir ve kapsayıcı biçimde kurulması gerektiğini söyledi.

Klein ve Taylor, yeni kitaplarında da günümüz aşırı sağının geçen yüzyıldaki benzerlerinden farklı olarak toplumun tamamına daha iyi bir gelecek vaadinde bulunmak yerine krizlere karşı duvarlar, sınırlar ve özel sığınaklarla yanıt verdiğini savunuyor.

Solun da “gelecek hikayesi” anlatması gerektiğini savundular

Klein ve Taylor, aşırı sağın apokaliptik anlatılarına karşı yalnızca sağlık hizmetleri, ekonomik eşitlik veya uygun fiyatlı yaşam gibi somut politika önerilerinin yeterli olmayabileceğini düşünüyor.

Klein, siyasetin aynı zamanda insanların geleceğe ilişkin umut ve hayal kurmasını sağlayacak güçlü bir anlatıya ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Bernie Sanders’ın Green New Deal programında görev aldığını hatırlatan Klein, iklim politikalarının ekonomik taleplerle birleştirilmesini bu yönde atılmış adımlardan biri olarak değerlendirdi.

Klein ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ve Demokratik Sosyalistler (DSA) çevresinde ortaya çıkan yeni siyasi hareketlerin, solun geleceğe ilişkin daha güçlü bir anlatı oluşturabileceğine dair işaretler verdiğini savundu. Taylor ise çok ırklı ve çoğulcu bir demokrasinin otoriter bir sistem kurmaktan daha zor olduğunu, çünkü böyle bir modelin gücü ele geçirmek yerine paylaşmayı gerektirdiğini söyledi.

Yazarlara göre “kıyamet faşizmi” olarak tanımladıkları yapının en güçlü yanları ekonomik kaynakları ve siyasi nüfuzu olsa da en büyük zayıflığı geniş toplum kesimlerine inandırıcı ve ortak bir gelecek sunamaması.

Klein, insanlığın iklim krizi ve teknolojik dönüşüm karşısında “kimin kurtarılacağına” karar verilen bir gelecek yerine kaynakların paylaşıldığı ve gezegen üzerindeki yaşamın korunmasına odaklanan bir gelecek tasarlaması gerektiğini savundu.

Taylor ve Klein, kitabı söz konusu siyasi aktörlere duydukları ilgi nedeniyle değil, bu düşünce biçimine karşı mücadele edilebileceğine inandıkları için yazdıklarını belirtti.

(Editör: Deniz Kıryazı)

The post Naomi Klein ve Astra Taylor’dan “kıyamet faşizmi” uyarısı: “Dünyanın sonu artık masada” first appeared on .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir